Mezopotamya’nın bereketli toprakları. Hiçbir penceresi birbirine bakmayan, yüksek avlulu evleri, daracık sokakları olan topraklarda kanun tanımaz töreler, töreye karşı gelen aşk!

Kalbinde hep hasret büyütmek zorunda kalan bir kızla, töreleri ve kalbi arasında kalan Boran’ın tutkulu aşk hikayesi!

Yazgısı, onu üç yaşındayken özünden, ailesinden koparıp, İstanbul’a sürükler. Kökleri Doğuda, Batı dünyasına ait Sıla, bir yalanla büyür. Sıla başka bir dünyaya kök salmaya çalışırken o farkında değildir ki, o topraklar kızların kaderini başkaları yazar. Sıla’nın hiç duymadığı Berdel kelimesi, hayatının tüm seyrini değiştirir. Hiç tanımadığı ağabeysinin canını kurtarmak için, hiç görmediği aşiret reisi Boran’la zorla evlendirilir. Artık Sıla kocaman bir evde, yıkılmaz kuralları olan bir töreye hapistir. Sıla her gün kaçış planları yapar ama farkında değildir ki, asıl kaçmaya çalıştığı şey, içinde yavaş yavaş büyüyen Boran’a duyduğu umarsız aşktır.

BÖLÜM ÖZETİ :

Boran Sıla’nın basına söylediği güzel sözlerin etkisindedir.. Ama kısa zaman içinde bunların Sıla’nın samimi sözleri olmadığını öğrenmek canını yakar. Lucine ile İbrahim’in nişanı mutluluk yerine huzursuzlukları da beraberine getirir. Sıla bu karmaşadan yararlanıp Narin ve Azad’la beraber Emre’nin beklediği yere doğru yola çıkar. Nereye gittiklerinden haberi olmayan Narin, bir anda karşısında Emre’yi görünce durumu anlar. Şiddetle kaçmaya karşı çıkan Narin, Sıla ve Azad’ın elini kolunu bağlar. Emre’nin kaçma işinden vazgeçmeye niyeti yoktur. Ama Sıla’nın basına yaptığı açıklamaları duyan Emre’nin de içine kurt düşer. Sıla iyice sıkışmıştır… Sıla’nın İstanbul’a mutlaka gitmesi gerekiyordur, ama artık onu buraya bağlayan insanları olmaya başlamıştır. Hele de Boran’ın söylediği bir söz, Sıla için daha da bağlayıcı olur. Sıla artık bir dönemeçtedir ve bir karar vermek zorundadır.