‘Önemli olan karakter’
Çevrenin teşvikiyle manken oldu, Best Model olarak tescillendi. ‘Sıla’ adlı dizide kendisinden daha meşhur Boran Ağa’yı canlandıran Mehmet Akif Alakurt’la, sıkı takipçisi Veli Yıldız konuştu

2001 yılında ‘Best Model of Türkiye’ yarışmasının ardından Türkiye’nin en iyi, dünyanın ikinci en iyi mankeni ünvanlarının sahibi oldu. Pek çok ünlü markanın tercih ettiği model, Lacoste’un Türkiye’deki ilk yüzü olarak modellik kariyerine devam ederken televizyon ekranlarında da belirdi. Rol aldığı birkaç yapım arasında, onu ‘popülerlik’ mertebesine taşıyan ise Mardin’de geçen ‘Sıla’ dizisinde oynadığı ‘Boran Ağa’ rolü oldu. ‘Sıla’nın Boran Ağa’sı, ‘Hacı’nın radikal İslamcı militanı Mehmet Akif Alakurt, modelliği geri plana almış, oyunculuğa odaklanmış durumda. Seneye, oyunculuk eğitimi almak üzere New York yolcusu… Bir gün kameranın arkasına geçme tutkusu da bir kenarda duruyor. Alakurt ile genç izleyicisi Veli Yıldız konuştu…

Modellik geçmişiniz ve önceki dizilerdeki performanslarınızın ötesinde asıl olarak Sıla’nın Boran Ağa’sı olarak tanıdık sizi. Boran Ağa’ya hazırlanırken örnek aldığınız insanlar var mıydı, nasıl hazırlandınız?
Oynadığım karakterlere öncelikle bir araştırma yapıyorum. Bundan önceki dizi ‘Hacı’da radikal İslamcı bir karakteri oynuyordum. Örgüt psikolojisini, eylemlerini anlatan kitaplar okudum ve psikolojisini anlamaya çalışarak o karakteri çıkarttım. Ama Boran’da fazla bir alternatif yoktu açıkçası, kitapçıları dolaştım. Aşiretleri ve ağaları anlatan tek bir kitap bulabilmiştim: ‘Aşiret, Devlet ve Şeyhler’. Doğudaki haberlere daha fazla dikkat etmeye başladım, doğudaki insanları, hareketlerini, bakışlarını inceledim. Bunları senaryoyla birleştirdiğim zaman Boran karakteri çıktı. Ama örnek aldığım bir tipleme olmadı
.
Röportaja gelirken ‘Mehmet Akif Alakurt’ dediğimde tanımayanlar oldu ama ‘Boran Ağa’ deyince, ‘A tamam!’ dedi insanlar. Bu karakterin üzerinize yapışması riski var yani…
O ne zaman yapışır biliyor musunuz? Mehmet Akif dediğinizde, insanlar ‘Ha o mu’ derse… Ama ben zaten ‘Mehmet Akif’ olmak istemiyorum. Tabii ki bir benliğimiz var ama kendim olarak öne çıkmıyorum. Sekiz senedir yaptığım işle öne çıktım. Hiç kendimi ön plana atmadım. O yüzden de bir karakterin üzerine yapışacağını düşünmüyorum. Her gün çıkıp ‘Ben şöyleyim, ben böyleyim, şunu yaptım’ deseydim, oynadığım karakterle değil, kendim olarak çıkardım. O zaman da Boran, Mehmet Akif durumu olurdu. Orada önemli olan oynadığım karakter.

Boran Ağa’yla Mehmet Akif Alakurt’un ruhsal bir benzerliği var mı?
Oyunculuk bana göre duygu yoğunlaşmasıyla ilgili bir şey. Senaryoyu okurken de o duyguların bana ne kadar yakın olduğuna bakıyorum öncelikle. Agresif tarafları ne kadar uyuyor, aşk olarak ne kadar uyuyor gibi… Tüylerimi diken diken etmesi lazım senaryonun. Çok yaşayarak oynadığım bazı sahneler oldu. Her insanın içinde gizli olan, belki kendinin bile bilmediği yönleri var. Bazen kitap ya da senaryo okurken de onlar çıkıyor ortaya. Onları çıkarttık. Bire bir uyuyor diyemem tabii.

Aşiret ilişkilerinin işlendiği diziler, izleyicileri nasıl etkiliyor sizce? Duyarlılık mı sağlıyor, yoksa insanları feodal yapıya yakınlaştırıyor mu?
Bence duyarlı olmasını sağlıyor. İstisna vardır ama genel anlamda insanlar daha duyarlı oluyor, orada anlatılmak isteneni anlıyor.

Sezon boyunca zamanınızın büyük bir kısmı Mardin’de geçiyor, oranın kültürünü anlatıyorsunuz. Mardinlilerden aldığınız tepkiler nasıl?
Tepkiler güzel. Zaten çok aşırı bir şekilde rahatsız ettiğin zaman insanlar orada barındırmıyor. Çünkü içine kapalı yaşıyorlar. İçlerinden olmayan birinin kendisi hakkında yorum yapmasını da çok kaldırabilen insanlar değiller aslında. Ama bu sadece Doğu için değil, Karadeniz’de, İç Anadolu’da da böyledir. Mardin’de, bizim onları anlatmamızdan rahatsız olmadılar. Sürekli iç içeyiz zaten. Elimizi cebimize atmadığımız anlar oldu. Araba dediğinde araba geliyordu, ata ihtiyacımız olduğunda insanlar atı bulmak için seferber oluyordu. Gecenin 3′ünde yemek istediğim olurdu. Bir telefonla yemek geliyordu. Prodüksiyon dışından, Mardinliler tarafından…

Mardin’in yemekleri nasıl?
Çok güzel. Herkesin tatması lazım. Özellikle işkembe dolması…

Daha önce Mardin’e gitmiş miydiniz?
Gittim. Mardin için ‘Eğer kalbin temizse, Mardin’e gittiğinde ilk yattığın gece gördüğün rüya gerçek olur’ derlermiş. ‘Sıla’ başlamadan iki sene önce gitmiştim. Arkadaşım bunu söyledi. Bu tür şeylere fazla inanmam aslında. Rüyamda ‘Hacı’ dizisini görmüştüm o zaman. Döndükten üç gün sonra ‘Hacı’dan teklif geldi. Bir buçuk sene sonra da Sıla’ya başladık Mardin’de.

Geçmişte oyunculuk hevesiniz var mıydı? Mankenliğe şans eseri başladığınızı biliyorum…
Şans eseri değil aslında ama kafamda yoktu… Etrafımdaki insanların etkisiyle başladım. İnsanın gençliğinde bazı kırılma noktaları vardır. 17-18 yaşımdayken ‘Evet, kendimi Best Model Yarışması’nda görmek istiyorum’ dedim. İlk etapta bir hevesti aslında, büyük bir idealle girmedim. Yarışmayı görünce de ‘Modellik yapıyorsam en iyisini yapayım’ diyerek Best Model’e girdim.

İlerisi için mankenlikle ilgili bir planınız var mı?
Yok. Oyunculuğu daha çok tercih ediyorum. Oyunculukta daha fazla bir şey yaptığınızı hissediyorsunuz. Modellik de güzel ama Türkiye’de yurtdışındaki kadar profesyonelce değil. (:good:)

Mankenler genelde sanatçılığa atlama eğiliminde oluyor. Birçok dalda manken kökenliler var. Mankenler neden hep göz önünde olmak isterler?
Açıkçası kendimi o kategoriye sokmuyorum. Göz önünde olmak gibi bir derdim hiç olmadı. Yaptığım işi en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum. Dediğiniz psikolojik bir şey herhalde… Kendini teşhir etmek hoşuna gidiyor, zaten öyle bir durum var. İlgi görmek… Öyle bir derdim de yok, ilgi görmeden de yaşarım. Kendime sanatçı da demem hiçbir zaman. Sanat durumu farklı bir şey, sanatçı olmak için çok çok yol gitmek gerekiyor.

Sinema için teklifler var mı?
Geldi bu sene, ama kabul etmedim.

Neden?
İnanmam lazım öncelikle. İnanmadığım bir işe girsem bile kötü olur. Kendimi hazır hissediyorum ama kafamda beklediğim bir iş var. Sinema dizi gibi değil, yaptığın zaman bence konuşulması lazım. Ne para kazanmak için yaparım, ne de bir köşede sinema filmi olsun diye yaparım. Hiç yapmam daha iyi.
Satır aralarından ileride yönetmenlik yapma isteği var gibi bir şey seziyorum…
Yönetmenlik yapmayı çok istiyorum. Göreceğiz. Çok sık film seyrederim. Ama yönetmenlik çok farklı, gözlerinin çok açık olması lazım…

Mehmet Akif Alakurt’un bir sinema filmi nasıl olur, sinemada sizi ne cezbeder?
Aksiyon filmi yapardım herhalde. Farklı bir şeyler yapmaya çalışırdım. Bunu konuşacak konumda değilim tabii. Önce bir sinemada kendimi kanıtlamam lazım.

En son hangi filmi izlediniz?
Al Pacino’nun ‘Hide’ diye bir filmi var, onu izledim.

Kendinize ait zamanlarda neler yapıyorsunuz?
Spor yaparım. Bol bol sinema filmi seyrederim. Haftada en az dört beş tane film seyrediyorum evimde. Yeni çıkan filmlere gidiyorum. Gezmeyi seviyorum, her sene en az bir ülkeye gidiyorum. En büyük isteklerimden biri, belli bir yaşa geldiğimde dünya üzerindeki her ülkeyi görmüş olmak. Şimdi Avrupa’yı geziyorum, seneye inşallah Amerika.